"İnsanlığın savaşlar çağı,
bizim çabalarımızla sona erecektir
ve hiç kuşkusuz, bizim verdiğimiz savaş,
son muharebenin bir parçası olacaktır."
Mao Zedung
Birleşik Özgürlük Güçleri Devrimci Savaş Tarzı

Arkasında bir devrim asrı bırakan 21. yüzyılın başlarında, savaşın her gün yeniden doğduğu Ortadoğu'da, başta Türkiye proletaryası ve ezilenlerinin kurtuluşu adına devrimci savaş yürütüyoruz. Bu savaşın zaferle sonuçlanabilmesi için stratejik olarak devrimci zorun örgütlenmesi temel ilkesini gerçekleştirecek, "savaş ve ordu üzerine Marksist-Leninist tezleri somut şartlara yaratıcı bir biçimde uygulayacak" bir savaş örgütünün varlığı zorunludur. Birleşik Özgürlük Güçleri bu mücadeleyi silahlı savaşımla yürütmekle yükümlü kılınmış, bu amaç doğrultusunda teşkil edilmiştir. Birleşik Özgürlük Güçlerinin eylem kılavuzu Marksizm-Leninizm, hedefi ise bir dizi yerel evreden geçecek olsa da tüm dünyayı saran komünizmdir! Modern sanayi proletaryası başta olmak üzere, işçi sınıfının, emekçilerin, tüm ezilenlerin, kadınların, gençlerin ordu, milis ve öz-savunma gücü olarak örgütlenmiş silahlı örgütüdür. Emperyalizmin, burjuva diktatörlüğünün terörüne karşı devrimci zorun kullanımını "devrimci şiddet olmadan, devrim olmaz" gerçeğinden hareketle örgütlemeyi zorunluluk görür.

Birleşik Özgürlük Gücü merkez komutanlığına bağlı Kadın Özgürlük Gücü (KÖG) ise Kadın Kurtuluş Hareketinin bütün kazanım ve mücadele tarihini benimseyen ve bunları ilerletmeye çalışan, temel hedefi erkek egemenliğini yıkmak olan ve bunun için devrimci zoru örgütleyen Özgürlük Gücü savaşçısı kadınların oluşturduğu bir silahlı kadın örgütüdür.

Birleşik Özgürlük Güçleri, ülke, bölge ve dünya koşullarının devrimci analizinden doğan özgürlük gücü tezinin somutlanmış hâlidir. Bu anlamda Özgürlük Güçlerimiz genel stratejiye bağlılığı, yöntemi ve taktik hattı ile sınıf savaşımının pratik alanında kendini sürekli sınayarak inşa olmaktadır. Statejinin bir unsuru olarak yöntemimiz, kesintisiz devrimci taarruzdur. Kesintisiz devrimci taarruz, işçi sınıfı ve ezilenlerin devrimci enerjisini harekete geçirip sürekli direniş ve savaşım yoluyla kapitalist iktidar gücünü ortadan kaldırarak, insanın insanla savaşına son verecek komünist partinin eylemlilik yöntemidir. Silahlı güçlerimiz bu yöntem doğrultusunda askeri çizgisini, burjuva devlet iktidarı mekanizmasının çökertilmesi-imha edilmesi hedefi ile çizmektedir. Bu nedenledir ki özgürlük gücünün temel öznesi tartışmasız işçi sınıfı ve halktır. Silahlı mücadelenin, tarihsel özneleriyle örgütlenmesi işi, güçlerimizin siyasal araçlarımızla birleşik ve senkronize hâlde yürümesini zorunlu kılmaktadır. Buradan Özgürlük Güçlerinin, devrimci savaşımın bütünü içerisindeki rolünü, işçi sınıfının öncü partisinin taktik ihtiyaçları doğrultusunda belirli bir düzeyde örgütlenmiş silahlı kuvveti olarak gerçekleştirdiği sonucu çıkmaktadır. Bir devrimci savaş gücü olan Özgürlük Güçleri, savaşçılarının örgütlenmesi, konumlanışı, harekat tarzı, taktik hatları, maddi ve manevi kuvveti açısından ancak kitlelerin eseri olarak var olabilir. Kitlelerin kurtuluşu devrimci zorun örgütlenmesine, devrimci zorun örgütlenmesi kitlelerin katılımına bağlıdır. İşte devrimci savaşımın askeri alanda da burjuvaziye karşı stratejik üstünlüğü bu esaslarda yatmaktadır.

Savaş eyleminin kendisinde ise, devrimci orduların, "askeri tekniğin ve örgütlenişin çağdaş koşullarına karşı verdiği silahlı mücadelesinin zafer kazanabileceği" defalarca kez ispatlanmıştır. İçinde bulunduğumuz savaşın yasaları, özgünlükleri ile beraber bu devrimci savaş sanatının ışığında incelenmektedir. Devrimci zorun tarihi doğru analiz edildiği, üretkenlik ve yaratıcılıkla bakıldığı taktirde muazzam bir askeri taktik kaynağıdır.

Bu sebeple, tarihi ve güncel birikime sahip olan Özgürlük Güçlerinin başarısı için, kesintisiz devrimci taarruzu nasıl uygulaması gerektiği sorusuna somutta yanıt vermesi ihtiyacı doğmuştur.

Harekat ve Eylem Tarzımız

Farklı cephelerde, farklı muharebelere girmekteyiz. Bu durum bizleri düşmanın siyasal ve askeri durumunun sağlam analizlerini yapmaya zorunlu bırakıyor. Buradan çıkan sonuçlar eylemimizi yaratacak olan savaş hazırlığının önemini bir kez daha kavramamızı sağlamaktadır. Özgürlük Gücünün teşkil aşaması, devrimci savaşın bütününün hazırlığının bir parçasıdır. Tersinden örgütlenen gücün savaşa girmesinin de ciddi bir hazırlık süreci olmuştur. Bu açıdan, savaşın yoğunluğuna göre yer yer iç içe geçen iki aşamalı bir hazırlık sürecinden bahsetmek doğru olacaktır.

Her atılım, derin hazırlıklar gerektirir. Birleşik Özgürlük Güçleri, atılımını gerçekleştirdiği zorlu süreçte savaş pratiğindeki başarılarının büyük bir kısmını teşkil aşaması hazırlıklarına borçludur. Bu anlamda savaşa aktif dâhil olma atılımımız, aynı zamanda ilk askeri eylemimizdir. Bu eylem, siyasal alanda karşılığını bulmuştur. Bugün silahlı kuvvetlerimizin, savaşçı potansyelini sürekli artıran bir yerde durduğu ve eylemlerinin siyasal alanı doğrudan etkilediği açıktır. Özgürlük Gücü savaşçıları, çok kısa zaman içerisinde aktif savaşta tarihi deneyimler elde etmiş, her eylemini bir sonrakine hazırlık olarak ele almıştır.

Reddedilemez bir gerçekliktir ki Özgürlük Güçleri, savaşçılarını, gittikçe yoğunlaşan düşman saldırıları altında örgütlemekte, savaşa hazırlamaktadır. Bu koşul, siyasal araçlarla senkronizasyon ilkesinin, savaşçı katılımını konusunda ne kadar hayati bir yerde durduğunu açıkça göstermektedir. Öte yandan, savaş alanlarımızda, en kapsamlı ve detaylı şekilde kuvvetlerin toplanması, eğitimi, plan, organizasyon, konumlanma ve harekat düzeylerindeki hazırlık çalışmalarını tam manasıyla yerine getirmemiz görev olarak karşımızda durmaktadır. Bu anlamda, her aşaması ve yönüyle savaş hazırlığının, Özgürlük Güçlerini, savaş örgütü olarak gittikçe daha fazla yetkinleştirdiğinin ve yetkinleştireceğinin tespitini yapabiliriz.

Öncelikle, planlama düzeyinde hazırlıkta yedek planların detaylarıyla oluşturulması eylemde kesintisizliği sağlamak ve güçleri korumak adına zorunludur. Bu amaçla bütün planlamalarımız yedekleriyle birlikte, düşman saldırısını önlemek ve imhaya yönelmek açılarından ele alınmalıdır. Bütün yedek planlar esas planın hedefine uygun şekilde hazırlanmalıdır. Planlamada genel stratejiye bütünüyle bağlılık; kitlelerin devrimci bilinç kazanmasına, örgütlenmesine, devrimci amaçlar doğrultusunda hareket etmesine ve bütün bunların gerçekleşmesinin önünü açmaya hizmet eden eylem hattının dışına çıkılmaması esas alınmalıdır. Somut eylem planı, soyut tahminler üzerinden gerçekleşemez. Bunun için, düşmanın sürekli olarak takip edilmesi, güçlü ve zayıf noktalarının tespiti, karşı hazırlıklarının çözülmesi, ajan sızmalarına karşı önlem alınması, bu doğrultuda istihbarata kurumsal olarak özel önem verilmesi gerekir.

Özgürlük Güçleri, yaşamsal ve askeri üslenme alanlarına sahip olmalıdır. Komün Gücünün yaşam biçimi hâline geldiği alanlar doğal olarak Özgürlük Güçlerinin üslenme sahalarıdır. Giap, arka cephelerin tanımını "silahlı kuvvetlerimizin saklanabileceği, eğitilebileceği, ikmalinin yapılabileceği, güçlendirilebileceği ve dinlenebileceği bir yer" olarak yapmaktadır. Özgürlük Güçlerinin üslenme tarzı, en ileri mevzilerle arka cephelerin arasında korunaklı bağ oluşturmak ve arka cepheleri birbirleriyle bağlantılı bölgelerle hatlar hâlinde örgütlemek esaslarına dayanır.

Özgürlük Güçlerinin esas kuvvetlerinin nitel ve nicel anlamda eylem kabiliyetini ve vurucu gücünü en üst düzeye çıkaracak ölçüde büyümesi, özne olarak belirlediği işçi sınıfı ve halkla birlikte devrimci şiddetin genel ve özel derecede örgütlenebilmesi gerekir. Bunun yolu ittifaklardan, yedek ve ihtiyati kuvvetlerin tahkim edilmesinden, bunların savaşa en yüksek oranda katılımının sağlanmasından geçer. Özgürlük Güçlerinin her eylemi mücadeleyi ileriye götürmesi ve kitleler nezdinde karşılık bulabilmesiyle sınanır. Tersinden güçlerimiz, eylem tarzını bu yönde belirler. Hedef seçimimizi ve vuruş tarzımızı işçi sınıfı ve halkın siyasal çıkarları belirlerken, eylemlerimizin temel niteliği yaygınlıktır.

Askeri teknik ve siyasal durum açısından güçlü olan kuvvetlere karşı koyabilmek için güçlerimizin muhakkak korunması gerekmektedir. Ancak bu koruma hâli savunmanın stratejiye dönüşmesi anlamına asla gelmemektedir. Özgürlük Güçlerinin eylem tarzı, savaşın bu evresinde düşman saldırılarını gerçekleşmeden sona erdirme, işçi sınıfı ve halkın devrimci atılımının önündeki engelleri kaldırma, çeşitli düzey ve alanlarda eylemlerini yaygınlaştırma hedefini karşılamaya yönelik şekillenmelidir. Bu tarz, artan ivmeyle maddi ve manevi olarak kuvvetlenen güçlerimizin kesin, çabuk, etkili sonuç alan eylemler gerçekleştirmesini gerektirmektedir. Son derece yaygın, kitleselleşen, düşmanı zayıf anında vuran ve tarzındaki üretkenlikle düşmanın çözme imkânının bulunmadığı eylemler geliştirmek üzerine çalışılmalıdır.

Askeri harekat tarzımızın nitelikleri, savunma ve saldırı kavramını nasıl ele aldığımızla doğrudan ilişkilidir. Bizler için savunmanın her çeşidi, saldırıya geçmeye yöneliktir. Savaşın inisiyatifini sürekli elimizde bulundurmak durumundayız. İnisiyatif, hareket özgürlüğü demektir ve esas faktörü, gücün kullanım tarzıdır. Düşmanı taktik anlamda yönetebiliyor olmak, stratejik açıdan yönetebilmenin dolayısıyla galibiyetin öncü adımıdır. Elbette savaşın kendisi, zorunlu muharebeleri özünde taşır. Tarihsel anlar olarak nitelendirdiğimiz, zorunlu muharebelere dahi hazırlığın bulunması gücümüzün niteliğinin göstergesi olacaktır. Devrimci eylemin sonucunu tayin eden bileşenlerden birisi de eylemin yeri ve zamanını kimin belirlediği, eylem planını kimin planladığı üzere harekete geçirdiğidir. Savunmaya kilitlenmiş bir pozisyonda bütün askeri ve siyasal kuvvetler taktik olarak düşman tarafından yönetilmeye mahkumdur. Bizim savunmamız, düşman saldırısını en kısa zamanda durdurmak amacını taşır. Düşmanı bölmek ve psikolojik ve maddi olarak tekrar saldırıya geçemeyeceği düzeye getirmek hedeflenmelidir. Geri çekilmenin mantığı, tekrar taarruza geçmek üzerine kuruludur. Buna karşılık taarruz durumu ise, gücün kullanım yasalarına göre hassasiyet gerektirir. Bunun için harekatta sürekli, hızlı, atılgan, geçişken olmak gerekir.

Bütün bunlardan çıkacak olan stratejik sonuç, harekat ve eylem tarzımızda sürekli taarruz, ama aynı zamanda kuvvetleri korumak ve her zaman daha güçlü bir şekilde saldırıya geçmektir.

Özgürlük Güçlerinin Yaşamı

Bir komünist savaş örgütü olarak Özgürlük Güçleri savaşçıları ve komutası devrimci kültür üreterek yaşar. Burjuva ordularının askeri hukukuna karşı, Özgürlük Güçleri eşitlikçi, kolektif, demokratik, üretken, öz-disiplinli bir kültür yerleştirerek pratiğini oluşturur. Her savaşçı aynı zamanda bir komünist öznedir. Özgürlük Gücünün koyduğu bütün "hukuk" düşmana karşıdır; halkın ve savaşçıların korunması içindir. Yoldaşları düşman eline bırakmak, talimatsız kaçmak ya da geri çekilmek, kadınlara herhangi bir türden şiddet uygulamak, gizliliği ihlâl etmek, ihanet bu açıdan bizler için bir Özgürlük Gücü savaşçısının değil düşmanın davranışı olarak sayılır.

Bu, başlı başına Özgürlük Güçlerinin niteliğinin üst düzeyde olmasını gerektirir. Yetişen her savaşçıda devrimci kültürün yerleşmesi, sistemden bütünüyle kopan savaşçının yeni hayatını komünist yaşamın ilkeleriyle kurması; ideolojik ve askeri açıdan sürekli donatılmasını zorunlu kılar. Bu yüzden savaş alanı da dahil olmak üzere bütün alanlarımızda planlı bir eğitim faaliyeti yürütmek görevimizdir. Burjuvazinin ordusunun karşısına, tepeden tırnağa donatılmış komünist savaşçıları çıkarmak; stratejik üstünlüğümüzün dayandığı irade faktörünü kuvvetlendirirken, Özgürlük Gücünün bu ordular karşısındaki maddi dezavantajlarını devrimci üretimle aşmasının önünü açar.

Her Özgürlük Gücü savaşçısı, Özgürlük Gücünü maddi açıdan da yetkinleştirir. Bugün hala devrimci aklın ürettiği bilimi ve askeri teknolojiyi kullanıyoruz. Özgürlük Gücünün kendisine düşen şey, devrimci aklın üretimini sürdürmek ve savaşçılarının bu niteliğinin gelişmesini desteklemektir.

Özgürlük Güçlerinin komutası, komünist, adanmış kişiliklerden oluşur. Dünya devrimci mücadeleleri tarihi komünist savaş örgütü komutanlarını, özel görevi olan sevk ve idareyi pratiğin içerisinde gerçekleştirmesi, devrimci kültürün uygulanmasının öncüsü ve garantisi olması, askeri ve ideolojik niteliklerinin gelişkin olmasıyla yazar.

Özgürlük Güçleri savaş koşullarında halkın zarar görmemesi için en yüksek seviyede dikkat eder ve özen gösterir. Silahlı ya da silahsız, burjuvaziye bilinçli bir şekilde hizmet etmeyen, işçi sınıfına ve halka karşı terör uygulamayan "görevlilerin" zarar görmemesi için tüm birimler pratikleri esnasında ve savaş planlarını yaparken dikkatli ve özenli olmalıdırlar.

Özgürlük Gücü, savaşçılarının birbirlerine olan sonsuz güveni, önderleri ve şehitlerine; işçi sınıfı ve dünya halklarının onurlu mücadelesine bağlılığıyla muazzam bir manevi güçle örülmüş bir komünist savaş örgütü olarak işte bu temellerle devrimci savaşımda ayakları üzerine doğrulmuş, zafere doğru yürüyüşe geçmiştir.

İletişim

"Komünistler, görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine, ancak şimdiye kadarki tüm toplum düzeninin zorla yıkılması yoluyla ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim karşısında titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var!" -Komünist Manifesto'dan