29 Mayıs 2017

İki devrim fidanı, İbrahim Tufan Eroğluer ve Ayşe Deniz Karacagil
Ölümsüzdür!

Birleşik Özgürlük Güçleri savaşçısı İbrahim Tufan Eroğluer (Hasan Ali) yoldaşımız ve
siper yoldaşımız MLKP savaşçısı Ayşe Deniz Karacagil (Destan Temmuz), 29 Mayıs 2017
tarihinde Rakka cephesinde, IŞİD çetelerine karşı yürütülen savaşta şehit düşmüştür. İki
Türkiyeli devrimci, iki devrim fidanı, yan yana, omuz omuza savaşmış, öyle de
ölümsüzleşmiştir.
“Güç iştir bir tarihi insan gibi yaşamak/bir hayatı insan gibi tamamlamak…” Devrim için,
ezilen halkların özgürlüğü için “bir ömür de benden” dedi İbrahim Tufan, “bir ömür de
benden” dedi Ayşe Deniz... İnsan nasıl yaşarsa, öyle de savaşır ve ölür. İnsan yaşamıyla
olduğu gibi ölümüyle de kendi tarihini ve saf tuttuğu davayı yeniden inşa eder.
Ölümsüzleşen her bir yoldaşımız kendi yaratıcı yıkıcı eylemini gerçekleştirerek, devrimci
savaş çizgisinde ilerleyerek kendisini devrime adamıştır.
Geniş bir devrimci aile ortamında büyüyen İbrahim Tufan yoldaşımız, gençliğe adım attığı
günden bugüne devrimci hareketin içinde yetişmiştir. Lise sıralarında başlayarak,
ünivesite ve sonrasında birçok alanda devrimci faaliyet yürütmüş, ömrünün yirmi yılını
kesintisiz olarak mücadeleye vakfetmiştir. Ve devrimci yaşamını politik öncü bir kadro
olarak IŞİD faşizmine karşı savaşta feda etmiştir. Her bir kaybımız ağırdır. Ancak dün de
bugün de devrim ve sosyalizm mücadelesi bedeller pahasına büyüdü/büyüyor. İbrahim
Tufan yoldaşımız devrim mücadelesinin bir sıra neferi olarak bu savaşta yerini aldı ve
ölümsüzleşti.
Bugün bölgemizde dünyanın geleceğinin belirleneceği çok yönlü ve çok kanlı bir savaş
yaşanıyor. Sonuçları bölgeyi aşan dünya çapında etkide bulunan bir savaştır bu. Dünya
çapında haklıyla haksızın savaşının en sıcak cephesi bu coğrafyadır. Dünyanın egemenleri,
emperyalist odaklar ve yerel gerici faşist odaklar çok yönlü ittifak ve kamplaşmalarla, bölge
halklarının üzerinde sarsılan egemenliklerini gerici temellerde, yeniden, sağlamlaştırmak
için kan döküyorlar. Burada, dünya egemen emperyalist blokları ve bölge gerici ve faşist
iktidarları hem kendi aralarında hem halklara karşı kanlı bir savaş yürütüyorlar. Bu kanlı
çatışmalar tüm bölge ülkelerinde iç savaşlarla birlikte yürütülüyor. Tüm bu emperyalist
gerici cephenin karşısında bölge halkları ve devrimci güçleri ciddi bir alternatif olarak
arayışa kalkmış durumdadır.
Türkiye devleti ve sermayesi en gerici ve saldırgan bir odak olarak, tam boy bu kanlı
saldırının içindedir. Bölgede halklarının özgürlüğünü boğmak için binbir kılığa giren TC,
asıl olarak, sınırları içinde kanlı bir IŞİD devleti, dinci bir faşist diktatörlük kurmak için
atağa kalkmıştır. Devlet, Tayyip Erdoğan'ın ağzından, içerde kanlı diktatörlüğünü korumak
için Suriye ve Irak'ta savaştığını açıkça ilan etmiştir.
Birleşik Özgürlük Güçleri, içerde kanlı faşist diktatörlüğü engellemek için, Kuzey Suriye'yi,
PKK öncülüğünde Kürt halkının özgürleştirdiği bu alanı savunmak ve Türkiye devriminin
güçlü merkez üssü ve cephe gerisini inşa etmek için bedeller ödeyerek emperyalizme ve
faşizme karşı bu cephede savaşmaktadır. Aynı zamanda dinci faşist diktatörlüğe karşı olan
tüm güçleri birleşik bir savaş cephesinde birleştirmek için mücadele etmektedir.
Biz sınırsızlık, sonsuzluk ve özgürlük için yanıp tutuşanlarız. Biz herkesin özgürce
kendisini geliştireceği ve gerçekleştireceği sınıfsız bir dünya için yola çıkanlardanız.
Ölümüne, yüreklerimizin devrim, devrim, devrim... diye atması bundandır. Her
düşenimizle öfkemizi bilincimize katıp zafere kilitlenmemiz bundandır!

Birleşik Özgürlük Güçleri

İletişim

"Komünistler, görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine, ancak şimdiye kadarki tüm toplum düzeninin zorla yıkılması yoluyla ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim karşısında titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var!" -Komünist Manifesto'dan