Kadın Özgürlük Gücünün bütün kadınlara mektubudur;

Kuruluşumuzun ilanından bu yana yine bir 8 Mart'ta Türkiye ve dünya halklarının kadınlarına ikinci defa sesleniyoruz. Ancak bu kez hem bir eksik hem de onbinlerce fazla olmamızın onurunu yaşayarak başımız dimdik insanlığın savunucusu bütün kadınların 8 Mart'ını kutluyoruz. Bu 8 Mart'ı bize ölümsüz Eylem'imiz armağan etmiştir. Sizlere her gün yaşadığımız zulmü erkek ve devlet şiddetini, faşist AKP-IŞİD'in kadın katliamlarını ve bütün düşmanlığını, Türkiye'nin günden güne artan gericiliğini ve baskısını, gitgide daralan duvarları tekrar etmeyeceğiz. Bizim niyetimiz, bütün gayemiz bunları yok etmektir. Kadın Özgürlük Gücü olarak aldığımız her nefesin hakkını savaşarak vermek, başta kadınlar olarak kendimize ve bütün Türkiye ve dünya kadınlarına borcumuzdur.

Tekrar etmemiz ve anımsamamız gereken şey varsa onlar da geçtiğimiz seneye damgasını vuran kadın direnişleridir. Arjantin'de polislere gereken cevabı veren kadınlar, Amerika'da Trump'ın kadın düşmanlığına ve cinsiyetçiliğine karşı milyonlar olarak sokaklara dökülen kadınlar, Türkiye'de kimseler çıtlarını çıkarmazken tecavüz yasasına karşı faşizmi tokatlayan kadınlar ve Rojava'da TC'nin yüzleri tıraşlı çetelerinin 6 ayda yapamadığını birkaç hafta içerisinde yapan ve IŞİD'e kaçacak yer aratan kadınlar, bunların hepsi bizim daha çok ve daha büyük savaşmamızın yalnızca birkaç sebebidir. Aslında direnen bütün kadınlar olarak yaptığımız, evlerde, karanlık sokaklarda, kalabalıklar içerisinde sessizce verilen savaşın sesi olmaktır. İşin bu kısmında karşımıza dünyanın en eli kanlı gerici-faşist terör örgütleri, faşistleri ve devletleri, elbette onların erkekliklerine erkeklik katarak donattıkları polisleri, orduları çıkmıştır. Sorun bu ise insanlığın yarısını özgürleştirmek için savaşmanın ve bedel ödemenin tercihini yapmak hepimiz için makul olarak karşılanmalıdır.

Bu çağrı bu makul tercihin zorunluluğunu duyan, direnmeye adres arayan, kalbi bizlerle atan yahut atmayan bütün kadınlaradır. Açık ve özeldir. Özel olduğu kadar politiktir.

Bilinmeli ki bu saydıklarımız bütün kadınların karşısındadır. Ve kadınlar kaderlerinin yönünü tersine çevirerek bir başka kadına nefes verecek güce sahip olanlardır. Her yerdedirler, dünyanın yarısıdırlar. Bir kadın doğduğu yerin yüzlerce kilometre uzağında, hiç tanımadığı bilmediği kadınlar için toprağa düşer, binlerce kadın katliamdan ve tecavüzden kurtulur. Ama bu denklem milyonlarca kadının büyük direnişiyle yüz yıl önce Bolşevik kadınların yaptığı gibi yine bir kez daha ve sonsuza dek bozulur. Tacize ve tecavüze uğramayı, tekmelenmeyi, bomba korkusuyla yaşamayı, faşizmin gerici baskılarına uğramayı ve özgürlüklerini kaybetmeyi hiçbir kadın kendisi için hak etmiyorsa buna verilecek en büyük cevap dayanışma ve mücadeledir. Bu tehditlerden en uzak durabilecek olan kadın da buna karşı mücadele eden kadındır. Özgür kadın olmak budur.

Sizleri Eylem'in özgürlüğünce selamlıyoruz!

İşçi, genç, Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Çerkes, Roman, dünyanın her yerindeki kadınlar, 8 Mart'ımız kutlu olsun!

Dayanışmayla!..

KÖG

İletişim

"Komünistler, görüşlerini ve amaçlarını gizlemeye tenezzül etmezler. Hedeflerine, ancak şimdiye kadarki tüm toplum düzeninin zorla yıkılması yoluyla ulaşılabileceğini açıkça ilan ederler. Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim karşısında titresin. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var!" -Komünist Manifesto'dan